Bizi Takip Edin

Bitkiler ve Hayvanlar

Filmlerde Görülen T-Rex İmajı Sahte Çıktı, Dinozor Aslında Koşamıyor

 

/

Filmlerde Görülen T-Rex İmajı Sahte Çıktı, Dinozor Aslında Koşamıyor

Çocukluk yıllarımızda severek izlediğimiz filmlerden birisi de Jurassic Park serileriyle başlayan, sonrasında farklı filmlerde de kullanılan dinozorlardır. Günümüzden çok uzun zaman önceye dayanan bu efsanevi yaratıkları içeren filmlerde genel itibariyle en kötü dinozor olan T-Rex insanları yemek için peşlerinden koşar. Yapılan araştırmalar T-Rex’in bırakın koşmayı, yürürken dahi oldukça güçlük çeken bir dinozor olduğunu ortaya koydu. Hantal bir hayvan olan bu dinozorla ilgili bilgisayar ortamında yapılan simülasyon T-Rex’lerin koşmaktan kesinlikle uzak olduklarını gösteriyor.

Harvard Üniversitesi tarafından tüylü bir mamutun klonlanması planı, Manchester Üniversitesi bilim insanları tarafından yürütülen bir çalışmanın gölgesinde kaldı. Üniversite tarafından Tyrannosaurus ismiyle bilinen ve yaklaşık olarak 12 metre uzunluğunda olan korkutucu etçil dinozor bilgisayar ortamında oluşturuldu.

N8 yüksek performans bilgisayar sistemi kullanılarak yapılan oluşturmada etkileyici 3 boyutlu modelleme teknolojisi ile bazı kullanışlı makine öğrenimi tekniklerine yer verildi. Araştırmacılar tarafından tarih öncesinden kalma devasa yaratığı hayata getirmek için çalışmalar yürütüldü. Yapılan çalışma dinozora dair bir gerçeği de ortaya koydu. T-Rex’in koşma hızıyla ilgili birçok argüman olduğuna değinen araştırmanın şefi Dr. William Sellers, “Bazı kişiler bu devasa dinozorun yavaş olduğunu düşünürken, bazıları hızlı hareket ettiğini düşünüyor. Bu konu dinozorun nasıl avlanıyor olduğu ve aktif bir avcı mı yoksa bir leş yiyici mi olduğu konularını aydınlatacaktır. Dinozorun hareketleri üzerinde çalışabilmek için birkaç yıldan beri mühendislik ve robotik teknikleri kullanıyoruz. T-Rex’le ilgili olarak tartışmanın geliştirmiş olduğumuz teknolojiyi test edebilmek için ideal olduğunu düşündük” dedi.

Araştırmacılar tarafından elde edilen sonuçlara göre T-Rex boyu ve ağırlığı sebebiyle koşamıyordu. Bu da hayvanın yüksek hızda avlanan bir avcı olduğu inancını da çürütüyor. Hatta T-Rex normal yürüme hızında bile hantal denebilecek bir şekilde hareket ediyor.

Bitkiler ve Hayvanlar

Gen Düzenlemesiyle Kelebeklerin Rengini Değiştirdiler

 

/

Gen Düzenlemesiyle Kelebeklerin Rengini Değiştirdiler

Bir kelebeğin kanatları üzerinde doğa tarafından muhteşem renkler ve desenler çizilmiştir. Bilim insanları doğanın bu oluşumunu yaratabilmek için gen dizilimleri üzerinde çalışma yürütüyor. Canlı ve renkli şekilde kelebeklerin kanatlarına desen üretebilmek adına çalışmalar yürüten bilim insanları bu sistemi kontrol edebilmeyi umuyor.

Kelebeklerin kanatlarında bulunan renkler gen takımları aracılığıyla yönetiliyor. Yeni geliştirilen Crispr-Cas gen düzenleme tekniği ile bir gen silinebilir ve nasıl bir sonuç ortaya çıkacağı kolay bir şekilde anlaşılabilir.

Bilim insanları yaptıkları çalışmada kelebeğin kanatlarının görünümünü kontrol eden iki ana genin rollerinin neler olduğunu keşfetmek için Crispr-Cas gen düzenleme tekniğini kullanıyor.

Cornell Üniversitesi’nden Linlin Zhang ve Robert D. Reed önderliğindeki bir ekip, optix adlı bir genin kelebek kanatları üzerindeki renklerin ortaya çıkmasında dikkate değer bir rolü olduğunu keşfetti. Bu gen kelebek kanadı üzerindeki tüm rengi kontrol ediyor. Optix’in Körfez Fritillary’nin yumurtalarından silinmesi halinde çoğunlukla koyu kahverengi olan kelebekler, siyah ile gümüş gibi renklere sahip oluyorlar.  Bunun sebebi ise optix geninin bulunmaması halinde kelebeğin normal kestane rengi yerine siyah bir pigment olan melanin üretmesi. Biyologlar, optix’in kelebeğin kahverengi pigmentini aktive etmede rol oynadığından şüpheleniyorlardı. Ancak, siyah pigmentin optix yokluğunda ortaya çıkması onlarda şaşkınlık yarattı. Farklı bir tür olan Buke’da optix genin kapatılması halinde ise kelebekler kahverengi ve sarı renklerini kaybederek yanar döner bir mavi haline dönüştü.

Devamını Oku

Bitkiler ve Hayvanlar

Bilim İnsanları Dinozor Evriminin Kayıp Halkasını Buldu

 

/

Bilim İnsanları Dinozor Evriminin Kayıp Halkasını Buldu

Chilesaurus Diegosuarezi klasik sınıflandırmayı sonlandırarak kuş kalçalı olan dinozorlarla teropodlar arasında bulunan yakınlığı ortaya koyuyor.

Araştırmayı yürüten bilim insanlarından Paul Barrett, Chilesaurus Diegosuarezi’nin iki dinozor grubunun arasında bulunan evrimsel boşluğu doldurduğunu söyledi. Chilesaurus Diegosuarezi dünyaya ilk kez tanıtıldığı 2015 yılında otçul bir dinozor olmasına rağmen Tyrannosaurus Rex ve Velociraptorlar gibi theropod türünden kabul edilmişti.

Dik bir duruşa sahip olan ve güçlü arka bacakları bulunan dinozorun küçük ön bacakları theropodu andırıyor. Dinozor aynı zamanda kuşa benzeyen bir kalça yapısına sahip ve düz dişleri bulunuyor. Diş yapısı otobur olduğunu gösteren dinozorun özellikleri onu kuş kalçalı dinozorlar olan Ornithischia türüne de benzer hale getiriyordu.

Araştırmacı Barrett, Chilesaurus Diegosuarezi’nin ilk başlarda Theropod türünün erken bir mensubu olduğunun düşünüldüğünü, ancak bitki yemek için geçirmiş olduğu bu evrimsel adaptasyonlar düşünüldüğünde bu duruma şüpheyle bakıldığını belirtti. Chilesaurus Diegosuarezi yaklaşık olarak 150 milyon yıl kadar önce yaşadı. Bu tarih Theropod’un otobur hale geldiği tarihten önceye denk düşüyor.

Cambridge bilim insanlarından Paul Barrett ve Matthew Baron tarafından Chilesaurus Diegosuarezi’nin yerinin anlaşılabilmesi adına 450 erken dönem dinozorun anatomik yapıları tek tek incelendi. İncelemeler sonucunda bilim insanları Chilesaurus Diegosuarezi’nin erken dönem otobur bir Theropod olmadığını, başka bir tür olan Ornithizchia’nın erken türü olduğunu ortaya koydular.

Devamını Oku

Bitkiler ve Hayvanlar

Kuzey Amerika’da Dinozorlar Çağından Kalma Bitki Bulundu

 

/

Kuzey Amerika’da Dinozorlar Çağından Kalma Bitki Bulundu

Kuzey Amerika’da neslinin tükendiğine inanılan dinozorlar çağından kalma, hâlâ yaşayan bir bitki keşfedildi.

Drexel Üniversitesi’ne bağlı Doğa Bilimleri Akademisi’nde Botanik küratörü olarak görev yapan, aynı zamanda Bilim ve Sanat Üniversitesi’nde de Profesör olan Richard McCourt, dinozorlar çağından kaldığı tespit edilen bir yosun türü olan canlı Lychnothamnus barbatus’a rastlamış olduklarını açıkladı.

Keşfi yapan ekip, “Lychnothamnus barbatus’un hala yaşıyor olduğunu tespit etmek ekolojik dengeye bir katkı sağlamayacak, ancak Kuzey Amerika’da bulunan alglerin nerden geldiğine dair fikrimizi değiştiren bu keşif, yeni keşifler için bizi heveslendirdi” şeklinde konuştu.

2012 ile 2016 yıllarında 14 farklı gölden alınan örneklerde Lychnothamnus barbatus’ın bölgede yaşamadığı görülüyordu. Bu keşiften önce Kretase dönemine ait olan fosiller Arjantin’de bulunmuştu. Bu yosunun yaşadığı dönemler T-Rex’lerin yaşadığı dönemlere denk geliyor.

Ekibin lideri McCourt, “Nesli tükenmekte olan bir şey bulduğumuzun farkındaydık, çünkü bulduğumuz bitki Kuzey Amerika’da bulunan diğer türlerden oldukça farklıydı” dedi. Topladıktan sonra ne olduğunu anlamaya çalıştıklarını kaydeden McCourt, “Fakat yine de tam bir tespit için örneği DNA analizine gönderdik” diye konuştu.

Tıpkı Çitalar gibi Lychnothamnus barbatus’lar da Kuzey Amerika’da nadir görülüyorlar. Bu bitkilerin daha çok Avrupa ve Avusturalya’da yaşadığı biliniyor. Ekip bu yosunların muhtemelen gemilerle geldiğini ya da burada olduklarını ancak daha önce fark edilmemiş olduklarını belirtiyor.

Devamını Oku
Advertisement

Bunları Kaçırmayın